Merhaba arkadaşlar; 

Bugün sizlere Fujifilm’in yeni makinası X-E4’ü tanıtmak istiyorum. Bu, kendi küçük marifetleri büyük makinayı merak ediyorsanız, haydi buyurun. 

Fujifilm X-E4’ün bir önceki versiyonu X-E3, 2017 yılında çıkmış ve belirli bir kullanıcı kitlesi tarafından çok sevilmişti. X-E4, aradan geçen 4 yılda hem fiziksel özelliklerini hem de fonksiyonlarını geliştirerek geldi ve küçük rangefinder makine sevenlerin ilgi odağı oluverdi. 

X-E4, Fujifilm’in iddialı makinaları olan X-T4, X-Pro3, X-S10, X-100V’de kullanılan X-Trans 4 sensör ve X-Processor 4 işlemci ile geldi. Cümle içinde kullanınca çok da bir anlamı varmış gibi görünmeyen bu ifade, aslında elimizde tuttuğumuz bu küçücük makinanın X-T4 kadar, X-Pro3 kadar ve diğerleri kadar güçlü ve becerikli olduğu anlamına geliyor.  

26,1 Megapiksel çözünürlüğe sahip bu makinanın pazarlama sloganı, tasarım ipuçlarını da ele veriyor: Daha az ile daha fazlasını yapın. 

Minimalist felsefenin öğretisi olan, “daha az ile daha fazlasını yapmak” ifadesini bir fotoğraf makinası tasarımına uyguladığınızda karşınıza 364 gramlık X-E4 çıkıyor. Zira, makine hem fiziksel olarak küçük, hem hafif, hem de üzerinde az miktarda düğme/kadran var.  

Gelin hızlıca makinaya bir bakalımHer şeyden önce söylemem gerekir ki, X-E4’de gövde içinde titreşim önleyici yani IBIS yok maalesef. Bunun yerine lenslerin üzerindeki titreşim azaltıcı sistemler yani OIS kullanılıyor. Bu makinanın yoğunlukla fotoğraf için kullanılacağını varsayarsak IBIS’in olmaması bana göre bir kayıp bile sayılmaz.  

Son dönemlerde çıkarılan diğer makinaların aksine dikkatimizi çeken en belirgin özellik, makinanın bir grip yani el tutamağına ve başparmak desteğine sahip olmaması. Bu tasarımın özellikle büyük elli kullanıcılar için çok da iyi bir şey olmadığını bildiklerinden olsa gerek, makinaya özel aksesuar olarak el tutamağı ve başparmak desteği üretmiş durumda Fujifilm. Bunun düşünülmesi iyi bir şey ama ekstra olarak satınalma gerektiriyor ve fiyatları da pek ucuz sayılmaz.  

Tasarımın bir diğer dikkat çeken unsuru, 2020’de moda olan ve birçok markanın, birçok modelinde gördüğümüz yana açılan LCD ekran, bu makinada uygulanmamış. Buna rağmen 180 derece geriye dönebilen yapısı ile hem içerik üreticilerini ve selficileri, 90 derece açısı ile fotoğrafçıları memnun eden bu ekran, genel tasarımın minimalistik karekteristiğine uyum sağlıyor.  

Minimalistik tasarım, diğer makinalarda hem önde hem arkada olan iki adet ayar çarkını, X-E4’de bir tek ön çarka indirgemiş. Burada gördüğünüz ön ayar tekeri tek başına, yeri geldiğinde perde hızı, diyafram, ISO ayarlamaya, menüler arasında dolaşmaya, izleme modunda da fotoğraflar arasında dolaşmaya yarıyor. Basma fonksiyonu ile de OK butonu görevi yapıyor.  

Makinanın üzerinde perde hızı ayar çarkı ve poz telafisi çarkı var. Perde ayar çarkı üzerindeki, P ve A modları ile lens üzerindeki diyafram halkası kullanılarak makine P, S, A, M yani program, enstantane öncelikli, diyafram öncelikli ve manuel modlara getirilebiliyor.   

Bu iki çarkın dışında üst tablada Q butonu ile ISO butonları var. Bu iki buton, kullanıcının ihtiyacına göre başka işlevler yüklenecek şekilde değiştirilebiliyor.  

Makinanın arka tarafı, yine çok sade. LCD ekranın hemen yanıbaşında joystick, MENÜ/OK butonu ve DISP/BACK butonu var. Bu üç buton, menülerinde dolaşmanıza, ayarları yapmanıza, çekim sırasında netlik noktanızı seçmenize fazlasıyla yetiyor. 

Bir X-T4 kullanıcısı olarak ilk etapta vizör bana biraz küçük geldi. Ama zaten küçük olma iddiasıyla tasarlanan bir makinayı elimde tuttuğumu düşününce bunu yadırgamadım ve kısa sürede alıştım. Sol eliniz ile butonlara ulaşmaya çalıştığınızda,  vizörün hemen yanıbaşındaki göz sensörü, devreye girip LCD ekranı kapatıyor. Bu da sizi; sol elinizi kullanmamaya ve sağ elinizle tüm bu tuş takımına ulaşmaya zorluyor ki, eller arasında iş bölümü adil olmuyor. Madem tüm yük sağ baş parmağa verilmiş, şuradaki üç tuş biraz daha sağda olsa daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Böylece başparmağımız daha kolay ulaşırdı her üçüne de…  

Bu bölgedeki üç tuş, DRIVE/DELETE butonu, PLAY butonu ve AEL/AFL butonu. DRIVE butonu sayesinde ulaştığınız menüde; seri çekim, basamaklama (bracketing), HDR çekim, panorama çekim ve 9 kareye kadar çoklu pozlama, gelişmiş filtre ve video modu seçimleri yapılabiliyor. Makinada ara zamanlı çekim yani time-lapse çekim ile kendi kendine çekim modları da var ama her nedense DRIVE menüsüne koymamışlar. Ana menüden ulaşabiliyoruz.  

Seri çekim demişken, makinanın mekanik perdede saniyede 8 kareye kadar, elektronik perdede ise 1,25 kropla birlikte saniyede 30 kareye kadar fotoğraf çekebildiğini de hem söyleyelim ve tasarım ile devam edelim.  

Yan taraftaki kapağı açtığımızda, mikro hdmiusb type-c ve mikrofon/uzaktan kumanda çıkışlarını görüyoruz. Ayrıca kutudan çıkan şu aparat sayesinde type-c girişi kulaklık çıkışına da dönüşmüş oluyor. 

Alt tarafta, pil ve kart yuvası var. Küçük makinaların kronik sorunu burada da baş göstermiş ve tripod bağlantı vidası, hemen pil yuvasının yanında konumlanmış. Bunun dezavantajı ise tripod bağlantı parçasını sökmeden, ne pilinize ne de sd karta ulaşamıyor olmanız. Bu işe çözüm ise aksesuar olarak satılan el tutamakları ile getiriliyor. O tutamaklarda, tripod bağlantı vidası daha uygun bir bölgeye kayıyor.  

Şimdiye kadar hemen tüm Fujifilm X sistem makinanalarda görmeye alıştığımız ve bana göre çok kulanışlı olan Netleme Tipi Seçim mandalı maalesef bu makinaya eklenmemiş. Gözüm kapalıyken bile elimle değiştirdiğim netleme tipini X-E4’de menü yardımı ile veya atayacağım bir fonksiyon tuşu yardımı ile değiştirecek olmak beni üzdü biraz. 

Tasarımı böylece bitirdikten sonra genel hatları ile menü sistemimize bir bakalım. Menü, Fujifilm’in hemen her makinada kullandığı klasik, basit ve kullanışlı menü. Daha önce birçok makinadan aşina olduğum için menüye hiç yabancılık çekmiyorum.  

Bu makinada dördü dokunmatik ekran üzerinde olmak üzere 7 adet özelleştirilebilir tuş var. Diğer taraftan Q butonu sayesinde hızlı bir şekilde ulaşılabilecek sayıları 16’ya varan hızlı fonksiyon tuşu var. Yine tamamen kendi ihtiyaç ve alışkanlıklarınız çerçevesinde düzenleyebileceğiniz bir MY MENU opsiyonu var. Bütün bu özelleştirmeler sayesinde makina kullanımını pratikleştirmek mümkün olabiliyor.  

X-Trans 4 sensörün fotoğraf kalitesi kullanıldığı diğer tüm makinalarda yani X-Pro3, X-T4, X-S10 ve X100V ispatlandı. X-E4’de aynı sensör ve işlemci ile yüksek fotoğraf kalitesini sürdürüyor. Buna ilave olarak –7 stopluk karanlık bir ortamda dahi  netleme yapabilen, yüz/göz tanıyabilen, hareket eden objeyi izleyebilen çok hızlı bir AF sistemi var ki gerçekten takdire layık. 

Bu arada her yeni makinada ve hatta her yeni güncellemede geliştirilmeye devam eden yüz/göz tanıma sistemi gerçekten iyi iş çıkarıyor.   

Belki de Fujifilm makinaları bu kadar popüler ve aranılan yapan özelliklerden birisi de film simülasyonları. X-E4, şimdiye kadar X-Sistem makinanlar için yayınlanmış 18 adet film simülasyonu ile birlikte geliyor.  

Video özelliklerine gelince, böyle küçücük bir makine için oldukça iddialı. 4K/30 fps  4:2:0 8-bit olarak SD kart üzerine, veya HDMI çıkışı üzerinden 4K/30P 4:2:2 10-bit video olarak harici kayıt cihazına yüksek hızda kayıt yapabiliyor.  Makine, hızlı hareket eden konuları 4 kez, 8 kez ve hatta 10 kez daha yavaş oynatmaya yarayan yüksek hızlı Full-HD video çekebiliyor. Fotoğraf modunda iken ulaşılabilen sınırlı bir video menüsü var ama DRIVE menüsünden VIDEO modunu seçtiğinizde, çok geniş, kapsamlı ve neredeyse profesyonel ihtiyaçları bile karşılayabilen bir video menüsü karşımıza çıkıyor. Buradan yapılacak uygun ayarlar ile 30 dakikaya kadar kesintisiz bir şekilde video klipler ve içerikler üretmek mümkün. 

X-E4’de benim eleştireceğim birkaç konu var. Minimal yaklaşım, minimalist tasarım benim de takdir ettiğim bir olgu. Ancak, minimal felsefe ihtiyacın olduğundan fazlasını kaldır der. Bu makinada ihtiyacımız olan bazı şeyler de kaldırılmış. Örneğin, küçük de olsa bir el tutamağı, örneğin arka ayar çarkı, örneğin netlik tipi seçim mandalı. Bunlar bu tasarımın bir parçası olmalıydı ki tadından yenmesin… 

Sonuç olarak, karşımızda küçükmarifetli ve emsalleri ve büyük abileri ile karşılaştırıldığında görece olarak uygun fiyatlı bir makine var. Daha azı ile daha fazlasını yapmaya davet ediyor bizi. Büyük abilerinin yapabildiği her şeyi yapan, onların sahip olduğu hemen her özelliği sahip olan, 364 gramlık bu cep canavarını ben oldukça beğendim ve küçük, marifetli ve uygun fiyatlı makine arayan herkese tavsiye ediyorum.