Merhaba arkadaşlar; 

Bu hafta sizlerle birlikte cep telefon fotoğrafçılığı konusuna bakacağız.  

Cep telefonu fotoğrafçılığı, klasik anlamda fotoğrafın sonunu mu getiriyor yoksa fotoğrafın önüne yeni kapılar mı açıyor? 

Hadi buyurun 

Cep telefonlarının fotoğraf çekme yeteneğine sahip olmaya başladığını ilk duyduğum yıllarda, kendini beğenmiş bir tavırla; “telefon telefonluğunu bilmeli, fotoğraf makinası da makinalığını. Herkes kendi işini iyi yaparsa, diğerinin alanına girmezse iyi olur” yapmıştım. Aradan geçen uzun yılla diyeceğim ama çok da uzun olmayan yıllar sonrasında cep telefonları fotoğraf alanında gelip öyle bir konuma ulaştılar ki artık göz ardı etmemiz mümkün değil.  

Tıpkı, dijital fotoğraf makinasına burun kıvırdığımız ve dijitalin gelip analogu sildiği gibi, tıpkı aynasızlara burun kıvırdığımız ve aynasızların gelip piyasada ciddi söz sahibi oldukları gibi, cep telefon fotoğrafçılığına da burun kıvırdık ama o konu da geldi ve hayatımızın içinde yerini aldı. Değişmeyecek tek şeyin, değişimin kendisi olduğunu bize bir kez daha öğretti.  

Neyse, konumuza dönelim.  

Cep telefonu fotoğrafçılığı, her geçen gün arayı kapatmakla birlikte, birkaç küçük eksiği ve birçok üstünlüğü ile fotoğraf dünyamızda yerini aldı.  Şimdi bunlara bir bakalım: 

Fotoğrafın üç boyutu var: Teknik Doğruluk – Estetik Yoğunluk – Anlatım Gücü  

Teknik Doğruluk: Esasen fotoğrafın teknik yanını, ışık kullanımı, diyafram, perde hızı ve ISO gibi kavramları içeriyor. Arka planında mühendislik gerçekleri, optik, mekanik ve elektronik kuramlar var. Somut kavramlar; bu nedenle de öğrenilebilir, öğretilebilir bir olgu. Cep telefonu fotoğrafçılığının zayıf yanı da güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor.  

Örneği cep telefonlarında sabit bir diyafram var hoş yeni çıkan telefonlarda bu konu da çözülmeye başlanıyor galiba… Bu nedenle doğru pozlama yani ışık ayarı için elinize sadece perde hızı ve ISO kalıyor. Poz telafisi de mümkün tabii ki.  Diğer taraftan net alan derinliğini amacınız doğrultusunda yönetmeniz daha zor. Bunlar, cep telefonu fotoğrafçılığının zayıf yanı.  

Diğer taraftan, daha geniş dinamik aralık; hafiflik, taşınabilirlik, hızlı düzenleme ve paylaşma olanakları, bağlanabilirlik gibi özellikler de güçlü yanları.  

Teknik doğruluk konusunda bize getirdiği avantaj ve dezavantajlar, ortama, çekeceğimiz konuya ve bizim beklentimize göre öne çıkabiliyor.  

Estetik Yoğunluk: Kavram olarak estetiğin onlarca tanımı mevcut. Aristo’ya göre estetik, bir orantı, uyum ve dengedir.  Bir başka tanımda güzelliği, güzelliğin insan usu ve duyuları üzerindeki etkilerini konu alan felsefe dalıdır. Fotoğrafta estetik, genellikle kompozisyon kuralları ile şekillenir. Bu pencereden bakıldığında somut kurallara dayandığı için öğrenilebilir/öğretilebilir bir kavram olmaktadır. Ancak, başka bir pencereden değerlendirdiğimizde, tüm kuralları öğrenmesine rağmen estetik fotoğraf çekemeyen insanların olduğu veya tüm kompozisyon kurallarını çiğneyerek estetik doygunluğu yüksek fotoğraflar çeken insanlar mevcuttur. Bu yönü ile de doğuştan genlerle gelen bir yönü de mevcuttur. Estetik yoğunluk penceresinden baktığımızda, gelişmiş fotoğraf makinaları ile cep telefonu fotoğrafçılığı arasında bir fark olduğunu düşünmüyorum.  

Anlatım Gücü: Bu olgu ne öğrenilebilir, ne de öğretilebilir. Somut kavramları yoktur, görecelidir. Fotoğrafçının yaşadıkları, eğitimi, kültürü, entelektüel birikimleri, görünenin ötesinde gördükleri, yaşanmışlıkları ve anlatmak istedikleri bu olguyu şekillendirir. Bakmaktan öteye gidip gören, görmekten öteye gidip yaşayan, yaşamaktan öteye gidip hisseden fotoğrafçı, fotoğrafına hissettiklerini öylesine güzel aktarır ki izleyici bu duyguyu alır, yüklenir ve fotoğrafı hisseder. Bu olgu, bir birikimin ürünüdür. “Bakmak ile görmek arasındaki fark” diye sıklıkla duyduğumuz klişenin arkasında da bu olgu vardır. Bu nedenle, aday fotoğrafçılar bol bol fotoğraf izlemeli, okumalı, içinde bulunduğu dünyaya karşı duyarlı olmalıdır. Anlatım Gücü boyutundan da baktığımızda, kullandığımız ekipmanın bir önemi yoktur. Cep telefonu ile fotoğrafta çok şey anlatabilirken, binlerce liralık gelişmiş makinalarla sadece anı fotoğrafları çekilebilir.  

Sonuç olarak, cep telefonu her an yanımızda olan bir cihaz. Elbette, fotoğraf makinalarının yerini tamamen almaları düşünülemez. Ancak, kişinin entelektüel birikimi varsa ve kompozisyon bilgisini de kullanarak estetik yoğunluğu yüksek fotoğraflar çekebilirse; hele kullandığı telefonun fotoğraf özelliklerini iyi tanır ve doğru kullanarak Teknik doğru fotoğraflar çekebilirse; bize sadece saygıyla izlemek düşer…